Çalışan ne ister ?

Çalışan ne ister ?

Çalışanlarımızı da birer müşteri olarak gördüğümüz şu günlerde çalışanların ne istedikleri, nasıl ortamlarda çalıştırılması gerektiği geçtiğimiz yıllara göre önemini daha da arttırdı. Daha önce çalışanları sadece tabiri caiz köle gibi çalıştıran örgütler şu günlerde onların gönüllerini hoş tutmak için birçok yolu deniyor. Hızlı tüketim çılgınlığı ve acımasız rakiplerin varlığı yetenek avcılığını da beraberinde getirmiştir.Ve şirketler birbirinden yetenekli elemanları organizasyonlarına alma çabası ve örgütlerde tutma çabası içindedir.

Aslında çalışanları işte tutmak için uzun uzun düşünmeye gerek yok. İşinden memnun bir çalışan ;

* Adil bir ücret almak ister. Özellikle özel sektörde yoğun iş zamanları ve mesaileri de içine koyarsak haddinden fazla emek harcayıp hak ettiği ücreti alamayan çalışan mutsuz çalışandır. İşteki performansına göre adil bir dağıtımla verilen ücretler ve yan haklar çalışanı memnun edecektir.

* İş güvencesi ve sağlık sigortasına sahip olmak.Şu günlerde İSİĞ uygulamalarının daha da önemi artmasına rağmen iş kazaları ve meslek hastalıklarına bulunmuş kesin bir çare yoktur ve şirketler ısrarla bir uzman almaktan kaçıyorlar. Hele de ağır ve tehlikeli iş kollarında çalışıyorsanız bu çalışan için daha da önem arz etmektedir. Yeni yasa ile şirketlere İSİG uzmanı çalıştırma ve risk analizi yaptırma zorunluluğu gelmesine rağmen işveren bundan kaçınıyor ama bilmiyor ki başına bir iş kazası geldiğinde bunun maliyeti çalışana sağlayacağı iş güvencesi ve sigortadan daha yüksek.

* Kendilerine saygın bir insan gibi ve adaletli davranılması. Geleneksel yaklaşımlarda çalışana saygı duymama onu bir köle gibi çalıştırma ve onunla hiçbir duygusal bağa girmeme varken modern yönetim anlayışında takım çalışması ve yatay yapılanmalar önemini arttırmakla birlikte yöneticilerin astları ile iletişimi daha da güçlenmiş ve buda örgüt içinde bağlılığı geliştirmiştir.

* Şirket içinde kariyer yönetimi yapılması. Daha önce kıdeme dayalı yükselme varken şimdi performansa bağlı kariyer geliştirme sistemleri oluşturulmaktadır. Çalışan işinden memnun değilse transfer veya iş zenginleştirme, iş genişletme gibi uygulamalara tabi tutulabilir. Buda çalışanı işte tutmak için güzel bir taktiktir.

* Bireysel gelişim olanakları sağlanması. Çalışanlarımızın isteklerini geri çevirmek yerine onları dinleyerek neler istediklerini anlamak ve elimizden gelen yardımı yapmak onları şirkete daha çok bağlayacaktır. Örneğin yüksek lisans programlarından yararlanmak isteyen veya İngilizce kursuna gitmek isteyen bir çalışan şirket sayesinde bu kurslara indirimli bir şekilde gitmeli ve örgütte çalışanını desteklemeli. İlla şirket yararına kurslara değil çalışanın kendini iyi hissedebileceği kurslara ve seminerlere de esnek yaklaşmalıdır…..( dans, gitar, yemek, drama kursu vs )

* Yöneticileri tarafından takdir edilmek. Yapılan projeler ve çalışmalar çalışanları ve şirketi başarıya götürecek türde çalışmaları ise bu işte görev alan çalışanlar yöneticileri tarafından taktir edilmek isterler. Bir sabah mail adreslerini açtıklarında bir tebrik maili veya masalarının üzerine konulmuş bir tebrik zarfı onları çok mutlu eder. Su içmek nasıl bir ihtiyaç ise takdir edilmek de bir ihtiyaçtır.

* Adil biçimde ödüllendirilmek. Çalışanların verimliliklerine göre alacakları ikramiyeler, ödüller değişecektir. Bu çalışmaları adil bir şekilde yapmak ise büyük bir profesyonellik gerektirir. Yapılan bir proje sonunda başarılı bir çalışma ortaya çıkmış ise daha önceden belirlenmiş ödüller ( tatil, ek ücret, çift maaş vs. ) veya ikramiyeler çalışanların başarılarına daha da çok sarılmalarına neden olur ve çalışan daha motive bir şekilde çalışmalarını sürdürür.

* Yetenek ve sorumlulukları doğrultusunda yetki ve inisiyatif almak. Çalışanları yetki ve sorumluluk alanlarını kısıtlamak bir aslanı kafese koymak gibi bir olay. Kısıtlamalar insanların yaratıcı beyinlerinin çalışmalarını engeller ve buda verimliliği düşürür. Gerçekten işini iyi yapan bir yönetici veya çalışan kendi kararlarını kendi alarak riske girmeli ve bunun yararını da, zararını da kendi düzeltmeli.

* İşleri ve şirketleri ile gurur duyabilmek. Rakipleri ve paydaşları arasında iyi bir prestije sahip bir şirket de çalışmak çalışanı başka ortamlara girdiğinde ayrıcalık sağlayacaktır. Şirket girişimleri ile fark yaratıyorsa ve çalışmaları ile sektörde belli bir kaliteye ulaşmış ise çalışan bunun farkında olacak ve şirketinin ağırlığını üstünde taşıyacaktır.

* Katılımcı bir yönetim biçiminin benimsenmesi. Yapılan çalışmalarda, alınan şirket kararlarında , hedefler ve amaçlarda çalışanlarında istek ve önerileri alınmalıdır. Bu şekilde yapılan çalışmalar katılımcı yönetimi sağlar. Mavi yakalı bir çalışanın yaptığı iş ile ilgili olarak geliştirdiği bir sistemi dikkate alıp onu dinlemek ve daha sonra onun gerçekten iyi bir sistem olduğunu anlamak ve uygulamaya geçirmek hem çalışan için hem şirket için inanılmaz güzel bir çalışmadır.Yöneticiler her kademeden çalışanının istek ve şikayetlerini dinlemeli ve çözüm önerileri geliştirmeli

* Arkadaşça bir iş yeri ortamı.Departmanlar arasında bir çatışma veya rakip değil arkadaşça bir ortam olması yani aile kültürünün yerleşmesi çalışanları her gün işe gelirken zorlanmalarını engeller. Çalışanların iş arkadaşından ziyade bir dost gibi birbirlerine yaklaşmaları hem fikirlerin gelişmesine hemde çalışanın motivasyonunun artmasına neden olacaktır.

* İş yerinde çeşitli etkinliklerle pozitif bir hava yaratılması. Özel günlerde şirketin çalışanlarına sunduğu etkinlikler onları inanılmaz mutlu eder. Bazı şirketlerin Cuma günü partileri bazı şirketlerin aylık bowling turnuvaları vardır. Bu etkinlikleri fazlalaştırmak şirketin elindedir ve bu etkinlikleri bir maliyet unsuru görmemek gerekir. Babalar günü, anneler günü, kadınlar günü , yılbaşı organizasyonları çalışanların arasında bağı güçlendirerek onların iletişimini kolaylaştırır ve buda şirket bağlılığına yansır.

Bir Cevap Yazın